Haberler

36.Türkonfed Konseyi Toplantısı

        

Elazığ`da TÜRKONFED 36`ıncı Girişim ve İş Dünyası Konseyi`nin `TRB1 Bölgesinde Kalkınma ve Yatırım Ortamı` konulu toplantı düzenlendi. Toplantıya, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, AK Parti Elazığ milletvekilleri Zülfü Demirbağ, Faruk Septioğlu, Şuay Alpay, Vali Muammer Erol, Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça, ELİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık , FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Yahya Alper Bektaş, ile iş dünyası katıldı

 

ELİKAD BAŞKANI PROF.DR.YASEMİN AÇIK : BÖLGELER ARASI GELİŞMİŞLİK FARKI ORTADAN KALDIRILMALI
 
 
       Konseyin açılış konuşmasını yapan Elazığ İş Kadınları Derneği Başkanı Prof.Dr. Yasemin Açık,globelleşen dünyada kalkınmanın da değiştiğini vurgulayarak; yerel aktörlerin ön planda olduğu yerel kalkınmanın önem kazanmaya başladığını söyledi.Açık,Yerel kalkınmanın sağlanması için bölgesel arası gelişmişlik farkının ortadan kaldırılmasında yapılması gerekenlerin önemli olduğuna dikkat çekti.konuşmasında,Çözüm sürecinin Doğu ve güneydoğu Anadolu Bölgesi?nde kalkınma ve istihdamın sağlanması içinde katkı vereceğini ifade eden Yasemin Açık,sosyal hayat içinde sürecin önemli olduğunu söyledi.        Son 10 yılda, kadın konusunda yapılan gelişmelere rağmen, ülke ve bölgede kadınının toplumdaki yerini belirleyen ölçütlerin beklenilenin çok gerisinde olduğunu ifade eden Prof.Dr. Yasemin Açık,kadın konusunda farkındalık yaratılması için özel kadın geliştirme merkezlerinin kurulması gerektiğinin altını çizdi.Elazığ İş Kadınları Derneği Başkanı Prof.Dr. Yasemin Açık ayrıca, bölgesel kalkınma için yerel güçlerden olan Sivil Toplum Kuruluşları?nın güçlendirilmesi gerektiğini ve kadın derneği olarak bir çok faaliyet gerçekleştirdiklerini kaydetti.

KALKINMA BAKANI YILMAZ:       "Türkiye`de yaşanan ortada. Bunu tutup Arap baharıyla karşılaştırmak, şu, bu baharla karşılaştırmak Türkiye`ye yapılmış büyük bir haksızlıktır"-Türkiye`nin demokratik deneyimi ortada. Türkiye, hür ve adil seçimlerin yapıldığı ülkedir, büyük demokrasi mücadeleleriyle belli bir noktaya gelmiş ülkedir. Bunu görmemek, en hafif deyimiyle insafsızlıktır"       Yılmaz, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu`nun (TÜRKONFED) Elazığ`da düzenlediği 36. Girişim ve İş Dünyası Konseyi Toplantısı`nda yaptığı konuşmada, Türkiye`nin son 10 yılda sadece ekonomide değil, sosyal, çevre ve demokratikleşmede hiçbir dönemle karşılaştırılamayacak kadar ilerleme sağladığını belirtti.       Ülke ekonomisinde yaptıkları dönüşümleri aynı zamanda demokrasiyle de gerçekleştirdiklerini aktaran Yılmaz, "Türkiye`nin geçmiş, ayıplı dönemini hepimiz biliyoruz. Vesayetçi demokrasinin hakim olduğu, sivil yönetimin bürokratik kontrol altında olduğu bir dönemden Türkiye bugün çok şükür normal bir demokrasi haline geldi. Şimdi diyoruz ki; İleri demokrasi olmalı. Bürokratik vesayetin hakim olduğu dönemde yeterince bu vesayetçi sisteme karşı koyamayanların, sesini yükseltemeyenlerin, vesayetçi sistemin tasviye edildiği süreçte yeterince sesini yükseltemeyenlerin bugün demokratikleşmemizin geldiği bu seviyeyi görmemelerini ben hepinizin takdirlerineze arz ediyorum" diye konuştu.       Türkiye`nin dünyada parmakla gösterilen bir ülke olduğuna, dünyada gelinen noktada bağımsızlığın da güçlendiğine vurgu yapan Yılmaz, geçmişte kağıt üzerinde kalan ülke bağımsızlığının artık fiili bir konuma geldiğini kaydetti.      Bakan Yılmaz, demokrasisi, ekonomisi güçlü olmayan bir ülkenin uluslararası alanda itibar sahibi olamayacağını ancak Türkiye`nin son 10 yılda gerçekleştirdiği atılımlarla bölgesi başta olmak üzere tüm dünyada çok farklı bir yere geldiğini vurgulayarak, şunları söyledi: "Demokratik siyaset, şiddetin başladığı yerde biter. Şiddetin başladığı yerde gerçek siyaset biter aslında. Siyaset, konuşmanın, müzakerenin, töleransın alanıdır. Fikir hürriyetiyle hakareti karıştıramayız. Özgürlükle keyfiliği ve şiddeti karıştıramayız. Bunları karıştırdığımız zaman demokrasiye de en büyük kötülügü yapmış oluruz. Şiddete bu ülkede yer yok. Kim yaparsa yapsın, hangi romantik gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışırsa çalışsın şiddet bu ülkeye zarar veriyor. Bu ülkenin ekonomisine, demokrasisine, siyasi kültürüne, birliğine, beraberliğine, dünyada geldiği yere zarar veriyor. Şiddete karşı, şiddetle kendini ortaya koyma çabalarına karşı hep birlikte çok net ve sağlam bir şekilde durmamız lazım. Hangi isim altına yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın, bunu yapmadığımız, görmediğimiz sürece ne gerçek anlamda bir hukuk devleti olabiliriz ne de ileri demokrasi olabiliriz. Herkesin ifade hürriyetine saygılıyız."      Türkiye`de son günlerde yaşanan olayların ibretle izlendiğini, uluslararası medyada ülkenin olumlu imajının yok edilmeye yönelik çabalarını da izlediğini ifade eden Yılmaz, bunun, bölgesine ve dünyaya ilham veren Türkiye imajının yıpratılma, zayıflatılma çabası olduğunu söyledi.Ülkenin bu çabalara su taşımaması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, "Türkiye`de yaşanan ortada. Bunu tutup arap baharıyla karşılaştırmak, şu, bu baharla karşılatırmak Türkiye`ye yapılmış büyük bir haksızlıktır. Türkiye`nin demokratik deneyimi ortada. Türkiye hür ve adil seçimlerin yapıldığı ülkedir, büyük demokrasi mücadeleleriyle belli bir noktaya gelmiş ülkedir. Bunu görmemek, en hafif deyimiyle insafsızlıktır. Bütün dünyada olduğu gibi bizde de elbette demokrasinin standartlarını yükseltme, daha ileri noktalara taşıma çabası vardır" dedi.       Cevdet Yılmaz, demokrasi anlayışlarının "çoğulcu" olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sonlandırdı: "Demokrasimiz çok uzun bir geçmişe sahip. Osmanlı`nın son dönemlerinden başlayıp cumhuriyetimize kadar demokrasimiz, büyük bedeller ödenerek bu noktaya geldi. Ben huzurunuzda, bütün vesayetçi oyunlara rağmen, içeriden veya dışarıdan Türkiye`nin demokratikleşmesine engel olmaya çalışan bütün güçlere rağmen demokrasimizi bu noktalara taşıyan bütün demokrasi kahramanlarına saygılarımı sunmak istiyorum, Menderes`ten Özal`a, bugünkü Türkiye`de demokrasi mücadelesi veren herkese kadar. Özellikle iş dünyasının bu konularda daha hassas olması gerekir. İş dünyası demokratikleşmeyi, gerçek anlamda demokratikleşmeyi desteklemek durumunda. İstikrarsıztırma girişimlerini demokratikleşme olarak hiçbirimiz göremeyiz ve sunamayız. Türkiyenin istikrara, güvene ihtiyacı var."

Son Haberler